24 Nisan 2019

« TÜM LÝNKLER »

HABERLER

İlk güldestesiyle sahnede

[27 Temmuz 2011]

İlk güldestesiyle sahneye çıkıp saflarımıza dizilen şairimiz Resmiye Mümün’ dür. Buna candan seviniyorum. Birincisi, vatan Bulgaristan topraklarında, Balkanlarda Balkanlı olarak kimliğimizi kanıtlamak, Türklüğümüzü yaşatmak amacıyla izlerimizden gelenler var, diye seviniyorum bu olaya. İkincisi, Resmiye’nin öğrencim olması sevindiriyor beni. Demek, “zorunlu göç” esnasında pılımızı pırtımızı toplayarak vakitli vakitsiz bu toprakları terk etmemekle pek açık ki, maddeten belirli bir kayba uğramışız, ama manevi açıdan kazançlı mıyız, kazançlı. Unutmamak gerek ki, yeryüzünde insanoğlunu sonsuzluğa dek yaşatan maddiyattan ziyade maneviyattır. Para pul, mal mülk zamanla tükenir, unutulur gider. Ama ömrümü boşa geçirmeyip de geçtiğin yerlerde, kutsal “ benlik ve kimlik” davamız adına tarihsel- kültürel izler bıraktınsa nesillerce anılıp gidersin. İşte bu yüzden gurur duyuyorum.
Neyse, asıl konuya gelelim. Resmiye Mümün 7 Eylül 1976 tarihinde Kırcaliye bağlı Bagra (Boyacık)köyünde doğdu. İlköğrenimini Sevdalina, ortayı Kostino (Kemikler)köyünde gördü. Liseden sonra, 1997 yılında Kırcaali Öğretmen Enstitüsünden Türkçe-Almanca uzmanı olarak mezun oldu. 2001 yılında Plovdiv Üniversitesi filyalı Kırcaali “ Lüben Karavelov” Üniversitesine ikmal ederek Bulgar ve Türk dili ve edebiyatı uzmanlığı hakkına nail oldu. 2005 yılında ise Türkoloji ve bununla yan yana Bulgar ve İngiliz dilleri dalında yüksek lisans tezi savundu. 6 yıl Kostino köyünde İngilizce ve Türk dili öğretmeni olarak hizmet verdi. Bu esnada Almanca öğretmenliğini de unutmadı.

2008 yılından itibaren de gazetecicik hayatına atıldı. Halen “ Kırcaali Haber” gazetesinde görev almaktadır. Ana dili Türk dilinde de başlıca şiir olmak üzere diğer edebi türlerde de eserler kaleme almaktadır. Şiir ve diğer yazıları “Balon”, “ Gönül” dergilerinde, yerel gazete ve dergilerde, Kosova da çıkan “BAY” dergisinde basılmıştır.

Resmiye hanım okurlarına, hayranlarına “Ak Meleğim” şiir güldestesiyle seslenmektedir. 33 şiirini içeren bu küçük olduğu kadar da kitap Kırcaali Belediyesi ve şaireyi ilhamlandıran G.Ahmet, M. İsmail, E.Ramadan, K.Topçu, S.Ahmet, B.Mustafa ve S.Mustafa’ların desteği sayesinde dünya yüzü görmüştür. Dostları önsöz yerini alan kısa yazıda şöyle diyorlar:“Bizler… Resmiye Mümün’ün can ve yol arkadaşları olarak, ona duyduğumuz sonsuz sevgi ve saygımızın bir göstergesi olarak, ona bu anlamlı manevi hediyeyi sunmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Kitapta ilk şiir sayfasını kapsayan “Öğrencilerim” şiiriyle Resmiye mesleği öğretmenliğe bağlılığını ve öğrencilerine sevgisini ifade etmektedir. Öğretmen – öğrenci ilişkilerinde sevinç vardır, güceniklik vardır, renksiz, monoton akıp giden güncel yaşamı aniden şahlandırmaları vardır.
……….

Kapkaranlık dünyama ışık oldunuz
Size minnettarım, öğrencilerim
Dizelerinin anlamıyla baş başa verin bir.
Sonra sevginin aşka dönüştüğü şekline geçiyor. “ Sen, gönül bahçeme göz koyunca/Öylesine korktum, kaçmak istedim” demesinde yaratıcıyı haklı da bulabiliriz. Korku ve sakıncalar sonucu aşka inanıyor, tereddütlerden, türlü boşamalardan sonra bir başkaları gibi yüzüne maske takmak istese de, kendi özünden öte gidemiyor. Aşkta da riyakarlığı, oyunculuğu kendine pek edindirmek istemeyenlerdendir. Sonra ayrılık gelip çatınca diri diri mezara girmek istese de şair Yunus Emre’nin, Mevlana’nın hoş görüşüne, nihayet yüce yaratanın büyüklüğüne sığınarak karşısındaki “hayat yoldaşını” affetmekte ve suçu kendinde aramaktadır. Yanıt gelmeyince, “Aşka inancını yine kaybettim” demektedir. Resmiye “Her Halde” şiiriyle dürüstlüğünde, samimiyetinde kuşkusu olanlara:
“Sırlar dünyama davetiyen var/Misafir olmaya hazır mısın?” sorusunu yöneltmektedir ve süzülen gözyaşlarını yutmaya devam etmektedir. Her şeye rağmen, şaire dost bildiklerini bir Yunusça kabul etmektedir. Onlara.”Can evinde vurulsan da /Sen, sen ol, sakın değişme” diye tavsiyelerini de unutmamaktadır.
İnsanoğlunun dünyaya gelişi kendisine bağlı değildir. Bir erkeğin bir kadınla sevişmesinden, Allah nasip ettiyse, dünyaya gelir. Dünya ise bir rüyadır, doğdum deyince, bakarsın rüya sona ermiş, kimselere elveda bile diyemeden alıp başını gitmişsin. O yüzden dünyaya neden geldiğini, nasıl yaşadığını, neler bıraka bileceğini hesabını tutmalısın.

Resmiye namuslu ve dürüst Rodoplunun simasını babasına hasrettiği “ Kahraman Babam” şiirinde biçimlendirmektedir. Tarihin ve talihin baskısı altında, geçim sıkıntıları içinde kıvranan Rodoplu baba, fakirlikten evlatlarının hakkını veremeden, deli kanlığını ne demek olduğunu anlayamadan, ana babasının sözlerini iki etmeyen, evlatları uğruna canını fedaya hazır olan” Affedilmez günahları affeden”, düşmanını bile horlamadan, ona el uzatan alicenap, mağrur, geniş kalpli bir insandır. Bu özelliğimiz, bazıları anlayamaz, bazıları da anlamak istemez.
Yaratıcını, köydeşlerinin, onun yanı sıra Rodop Türk ahalisinin soyunun sopunun Anadolu Türklerinden olduğunu “Şirin Köyüm” şiirinden öğrenmekteyiz. O mahalleyi haritalarda aramayın, arasanız da bulamazsınız. Buna rağmen doğup büyüdüğü yerin bir yaratıcı için dünyaca değeri vardır. “Bu Beni” şiiri gönülleri mest eyleyen şiirlerinden biridir. Bir gün şaire dünyasını değiştirdiğinde, onu “Ağlayan yağmur damlasında/Acı gözyaşında”, “Garibin yanık duasında/Sefilin ahinde”, “ Sevda Ateşi”nde ise Resmiye kalemdaşımız daha da geniş sahaya açılır. Deniz dalgalarıyla, depremlerle, yağmurlarla, yangınlarla, karla kardeşliğini ilan etmektedir. Hiçbirinin kendisini rahatsız etmesini istemez. O, nicelerle boğuşmuş, her defasında da yengi kazanmıştır. İnsan sevgisi ona “alçak” ları, “ sahtekarları”,” bencil”leri,” nice nankörleri”unutturuyor. Belki de akıtılan her gözyaşına kapılması kişinin, toplumun yararına değildir. Ama bu onun arkadaşlarının da belirtikleri gibi, Resmiye’nin duygusallığından, cesurluğundan, hoşgörü ve hassaslığından kaynaklanmış olsa gerek.

Yaratıcının cesaretinden söz etmişken toplumun güncel sorunlarının üzerine de birer avuç su serpmeyi de unutmuş değil.”Ademoğlu” şiirine bir göz atalım. Ölümün önüne geçilmediğine rağmen dünyevi sevdalar peşinde koşan “Ademoğlu çıkmış çığırından…” Çocuk anaya babaya aykırı gitmekte, öğrenci öğretmeni seslememekte, Peygambere küfürler savrulmakta, kabalar, tepegözler, şarlatanlar namuslu alçak gönüllüleri çiğneyip geçerek ön saflara dizilmekte, kadının iffetlisi unutulmakta, etekleri zil çalanlar zirvelere tırmanmakta. Bu tür görüşler ve deliler basın sayfalarında da bol bol adıyla sapıyla hatta yer almaktadır.
Değerlendirme yazımıza demokrasi döneminde “Hoşgörünün başkenti Kırcaali” şiirine değinmekle son verelim diyoruz. Bu şehir eski uygarlıkların tapınağıdır. Kırcaali vasıtasıyla “ ecdadımızın derin kök saldığı” bir diyar. Nihayet zamanımızda “modern projelerin uygulandığı” Avrupa bir şehirdir Kırcaali.
Velhasıl, tüm düşüncelerimizin, yaşam tarzımızın Avrupalaşması arzularıyla, şairimize yeni yeni eserler altına imza atmasını, Bulgaristan Türk edebiyatını, Bulgaristan edebiyat ve sanatını zenginleştirme uğrunda emeğini, yeteneğini esirgememesi temennilerinde bulunmayı bir boyun borcu olarak kabul edelim!

Dr. Sabri ALAGÖZ


Yaprak Benim

Kıpkızıl karanlık basarken mor dağlara
Menekşe dalına gizlenen aşık benim
Göl kenarına çökmüş kanatsız kuğulara
Üzgün meleklere benzeyen garip benim

Sevdaları kor kırmızı alevde yanan
Kalbi param parça kırılmış mağdur benim
Sevdiğinin yüzüne doyamadan yatan
Suçlu misali ceza çeken mahküm benim

Ailesinden uzak hasrete bürünen
Yakın gurbeti yaşayan yabancı benim
Dostları için yerlerin dibine giren
Rezil, perişan sokakta gezen aç benim

Çocukların gülüşleri gönlüne düşen
Okul kapılarında nöbet tutan benim
Muhterem ağabeylerin sözüne küsen
Etrafına boş bakan, yorgun gözler benim

Yüreğini alçağa, sahtekara açan
Hayal rüzgarına tutulmuş yaprak benim
Kalabalık içinde insanı arayan
Kafasını taşlara vuran aptal benim




Seni seviyorum

Haykırmak istiyorum tüm dünyaya
Seni seviyorum diye bağırmak
Yeryüzünde yaşayan tüm varlığa
Seni seviyorum diye sarılmak

Koşmak istiyorum bitmez yollarda
Seni seviyorum diye durmamak
Dağlara, taşlara, ota, toprağa
Seni seviyorum diye duyurmak

Uçmak istiyorum uçsuz semada
Seni seviyorum diye yazılmak
Yıldızlara, aya, güneşe, kuşa
Seni seviyorum diye anlatmak

Yüzmek istiyorum sonsuz deryada
Seni seviyorum diye yayılmak
Deniz dibindeki yosunlu taşa
Seni seviyorum diye konuşmak

Ölmek istiyorum bu topraklarda
Seni seviyorum diye ağlamak
Canımı alan Azrail ecala
Seni seviyorum diye salınmak

Ziyaretci sayýsý: 2576

 

turksad.com

Türkülerimiz

BALKANLARDA NEVRUZ BAYRAMI

Gazi Kırca Ali Baba Efsanesi

Lozan antlaşmasının Bulgaristan Türkleri için geçerliliği

2011-2012 © Türk Kültür ve Sanat Derneði - Kýrcaali, All Rights Reserved. Web design