24 Nisan 2019

« TÜM LÝNKLER »

HABERLER

Kırcaali’de “Uluslararası Trakya Rodoplar Buluşması ve Kültür Sanat Etkinlikleri Bilgi Şöleni”

[07 Kasým 2011]

Kırcaali’de 2 Kasım’da düzenlenmesi planlanan “Uluslararası Trakya Rodoplar Buluşması ve Kültür Sanat Etkinlikleri Bilgi Şöleni” programının bir parçası olan oturum Cuma 4 Kasım günü “Ömer Lütfi” Kültür Derneğinin salonunda gerçekleşti. Aralarında profesörlerin ve akademisyenlerin bulunduğu toplam 12 katılımcının yer aldığı oturumda Türkiye’den gelen katılımcıların yaşadıkları vize sorunu yüzünden ertelenmişti. Ankara Tekirdağ Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından, Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneğinin katkılarıyla düzenlenen ve etkinlik içeriğinde gerçekleştirilen resim sergisi ve halkoyunları gösterisi yeter ilgiyle karşılaşıp yerine getirilmişti. Bu durum, bir kez daha Bulgaristan ile Türkiye arasında uygulanan vize rejiminin akademik çevrelere ve kültür alanında faaliyet yürütenlere yarattığı sorunları ortaya koydu.


Daha çok karşılıklı bilgi sohbeti şeklinde geçen oturumun başında, Ömer Lütfi Kültür Derneği müdürü ve Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneğinin Başkanı Müzekki Ahmet katılımcıları selamladı. Ardından yönettim içerisinde olduğu iki derneğin tarihi hakkında bilgi verip faaliyetlerini tanıttı. Bu bağlamda derneklerin gelişiminde Türkiye Cumhuriyetinin ve kardeş belediyelerin de büyük katkıları olduğunun altını çizdi. Müzekki Ahmet, yeni hükümet tarafından azınlıklara karşı belirli yollardan uygulanan baskıyı da belirtmeden geçmedi. Bu yönde Türkçenin giderek okullarda okunmaz hale gelip gelecekte yok olmayla karşı karşıya geleceğini vurguladı. Bilgi şölenini düzenlenmesinde yaşanılan zorlukların, daha önce “Ömer Lütfi’nin” düzenlediği uluslararası şenliklerde de yaşandığını paylaştı. Devamında, bu kadar önemli akademik bilgilerin paylaşılacağı etkinliğin engellenmesi girişiminden duyduğu üzüntüyü ifade ederek Bulgaristan Türklerinin haftalık da olsa anadilde yayınladıkları ve kendisinin de genel yayın yönetmeni olduğu Kırcaali Haber gazetesinde konuşmacıların hazırladıkları raporları tek tek yayınlanmasına söz verdi.


Bilgi Şöleni Oturum başkanlığı Ankara - Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Refik Turan tarafından yapıldı. Prof. Dr. Turan, bilgi şöleniyle ilgili çekilen tüm sıkıntılara rağmen Bulgaristan’da, daha önce Madan ve şimdi de Kırcaali’de çok sıcak, samimi karşılandıkları için teşekkürlerini sundu.


İlk konuşmacı Ankara - ODTÜ Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Turan “1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Rodop Türk Direnişi ve 1878 Berlin Kongresi” konu hakkında rapor sundu. Ünlü tarihçi Kırcaalilere hitaben, “Bu güzel topraklarda Türklüğün tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Karadeniz’in kuzeyinden 6-7. yüzyıldan başlayarak, 11-12. yüzyıla kadar bölgeye olan Türk göçlerini biliyoruz. Bu göçlerden ne kaldı, ne kalmadı araştırmaya değer önemli bir husus. Bunun yanı sıra esas bölgedeki Türk varlığının ana kaynağı Anadolu’dan 12-13.yüzyıldan itibaren başlayan 15-16. yüzyıla kadar süren Türk göçleridir” diye konuştu. Böylece Türk kültürünün bölgeye damgasını vurduğunu belirtti.


Araştırmacı, yazar ve şair Abdullah Satoğlu, “Balkan Savaşlarının Edebiyatımızdaki Yankıları” konusu hakkında konuştu. Abdullah Satoğlu, “Bilindiği gibi tarihlerin yazmadığı veya yazamadığı birçok siyasi ve sosyal olayları şairlerimizin şiirlerinde, türkü ve destanlarında duymak mümkün ola gelmiştir” dedi. Balkan Savaşlarının yankıları olan eserlerden örnekler okuyarak, herkesi duygulandırdı. Ayrıca, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Hüseyin Naci, Tahir-ul Mevlevi, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul gibi şairlerin şiirlerinin Türk ordusuna inanç, iman ve güç kaynağı olduğunu belirtti.


Abdullah Satoğlu’nun işlediği konuyla bağlantılı olarak, Tekirdağ - Namık Kemal Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sütçü, “Mehmet Akif’in Şiirlerinde Balkan Savaşı ve Rumeli Türkleri” raporunu sundu. Mehmet Akif’in 1913 yılında yayınlanan kitabında özellikle “Hakkın Sesleri” isimli bölümünde Balkan Savaşı yıllarında yazdığı mısraları içerdiği Tevfik Sütçü tarafından açıklandı. Rumeli topraklarında 600 000 Türkün şehit düştüğü ifade ediliyor. Türkiye Cumhuriyetinin İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif, ayrıca çeşitli camilerde verdiği vaizlerden başka, “Safahat” kitabında, “Hatıralar” başlığı altındaki bölümünde de savaş yankılarını yansıtmıştır. Mehmet Akif’in Rumeli için kullandığı kelimelerin “tufan” ve “yangın” olduğu vurgulandı.


Karabük Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yar. Doç. Dr. Durmuş Ali Koltuk, “1878’den Günümüze Türk-Bulgar İlişkilerine Genel Bakış” adlı bildiri sundu. Bilfiride Türk - Bulgar ilişkilerinin temelini, namı diğer 93 Harbi dediğimiz 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşını müteakiben Ayastefanos Antlaşması ile Bulgaristan devletinin kurulmasıyla atıldığını belirtip, günümüze kadar tarihe göz atıyor. Konuşmacı, “1920 ile 1922 yılları arasında Bulgar Devletinin üstü kapalı bir şekilde Anadolu’daki mücadeleye silah sevkiyatı yaptığını görüyoruz” dedi. Devamında da, “1913’te Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında yapılan anlaşma üzere nüfus mübadelesi gerçekleştirilmiştir. Özellikle Trakya Bölgesindeki 46 000 Ortodoks Bulgar ile 48 000 Müslüman Türk mübadele edilmiştir.“İki devlet arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı. Yıllar içinde yapılan göçlerle Bulgaristan’da Türklerin bir şekilde boşaltılması devam etti. 1989’da 320 000 Bulgaristan Türkü zorla, her hangi bir göç anlaşması yapılmadan Türkiye sınırına yığıldı. NATO ve AB üyesi Bulgaristan’ın daha demokratik, daha çoğulcu, azınlık haklarında ve Türkiye’ye ile ilişkilerinde daha iyi bir noktaya gelinmesini önemsiyoruz” diye konuştu.


İzmir - Balkan Kadınlar Derneği Başkanı, şair ve ressam Aynur Açıkgöz, “Bulgaristan Türkler’in Edebiyatında Göç Teması” adlı bildirisinin başında göçü bizzat yaşadığını ve eserlerinde işlediğini paylaştı. Aynur Açıkgöz, Bulgaristan Türkleri Edebiyatın çok eski zamanlara dayandığını, bugün Bulgarcada 4-5 bine kadar Türkçe kelime kullanılmasından belli olduğunu belirtti. “Çağdaş Türk Edebiyatı aslında eski Rumeli Türk Edebiyatının bir devamıdır. Balkan Türklerinin şiirlerinin pek çoğu göç ve onun getirdiği zorluklar, acılar, hasret üzeredir” dedi. Aynur Açıkgöz, “Plevne Muharebesi” destanının şairi Aşık Hıfzi, Mehmet Müzekka Con, Mustafa Şerif Alyanak, Mehmet Behçet Pirim, Mehmet Fikri, Ahmet Şerifov, İzzet Dinç, Mefküre Mollova, Mülazim Çavuş, Osman Aziz, Niyazi Bahtiyar, Ömer Osman Erendoruk, Hilmi Haşal, İsa Cebeci, Sabri Alagöz, Mümün Akın, Ayşe Bilal Şişmanova, Nurten Remzi, Ayşe Fikri İsmailova, Rasim Güler gibi şairleri kısaca tanıttı ve bazı eserlerinden örnekler verdi. Ayrıca Kırcaali’de tek Türkçe gazeteyi çıkaran Müzekki Ahmed’i ve Alev dergisi sahibi Mehmet Alev’i ve eşi Emel Balıkçı’nın zor şatlar altında Türk dili ve kültürüne verdikleri hizmetten dolayı kutladı. “Ateşten Gömlek” şiirini okuyarak konuşmasına son verdi.


Dinleyiciler arasında bulunan ressam Nebahat Şimşek, Hocası Salim Özgür’ün de resimlerinde göç temasını işlediği bilgisini paylaştı.


İkinci oturumda araştırmacı yazar, Türk dil bilimci İsa Cebeci, “Bulgaristan’da Türk dil bilim (Türkoloji) Araştırmalarının Tarihçesini” tanıttı. İsa Cebeci, “Bence çok önemli yerde bulunuyoruz. Burası sadece bir kültür ocağa, bir kütüphane değil, burası Bulgaristan’ın Türklüğe açılan kapısı” diyerek başladı sözlerine.
Bulgaristan’da Türk dil bilim araştırmalarının Prof. Hayriye Memova ve Prof. Emil Boev’in Kırcaali bölgesinde derledikleri mani ve türkülerle, daha sonra ise Rodop halk masallarını incelemeleriyle başladığı açıklandı. Gerçek Türk dil biliminin ise daha 1903’te ırk bilimci V. A. Moşkov’un Şumnu yöresinde ve Gagavuzya’da, ünlü Macar Türk dil bilimcileri İgnas Kunoş, Dr. Gyula Nemeth, Janos Eckman Kuzey Bulgaristan’da ve Georg Hazel ise Rodoplarda yaptıkları araştırmalara dayanır. Nemeth ve öğrencisi Hazel, Balkan Türk ağızlarını Doğu ve Batı Balkan ağızları şeklinde, Dimitır Gacanov’un Bulgaristan ağızlarını kelime başındaki ke’lerin ge’ye geçmelerini temel alarak, K ve G ağızları, Emil Boev’in ise Moesia (Mizya), Rodop ve Batı Bulgaristan ağızları diye ikiye ayrılmakta olduğu anlaşıldı. Mefküre Mollova’nın “Rodop Ağızlarının Sözlüğü” ve başka değerli çalışmaları belirtildi. Ayrıca Hüseyin Rüstem Dallı’nın Milino ağzını, İsa Cebeci’nin de derlediği “Örneklerle Deliorman Türk Ağzı Sözlüğü” Bulgaristan’da yürütülen en son Türk dil bilim çalışmaları olduğu anlaşıldı.


Sofya Türk Kültür Merkezi Başkanı Dr. Sabri Alagöz yaptığı konuşmada Bulgaristan’da Türk kültür ve eğitim çalışmalarına değindi. “Hatırlatacak olursam, bu durum Bulgaristan Türkünün Hıristiyanlaştırılması meselesidir, benim için Bulgarlaştırma meselesi yok, parantez içinde kabul ediyorum, ama bu resmen Hıristiyanlaştırmaktır. Çünkü tüm belgelerde buna ağırlık verilmektedir” dedi. Eski Türk Dili Hocası, bu süreçte Türk asıllı kimselerin de büyük rolü olduğunu ve bunun sayesinde profesör unvanına sahip olduklarını öne sürdü. Fakat asılsız olan bu tezlerin kısa zamanda unutulduğunu da savundu. Sabri Alagöz, büyük Bulgar tarihçilerin Türk varlığını kabul etmelerine rağmen, Türk Pomaklarından başlanarak, Hıristiyanlaştırma meselesini izlerken, Bulgarlaştırma süreci esnasında binlerce Türkün şehit edildiğine vurgu yaptı. Ayrıca, zamanla Türkçe yayınlarının yasaklanması, zamanla okullarda okunmaması ve Bulgarlaştırma sürecinde tamamen yasaklanmasını ifade etti. Türkçenin 1991 yılında 100 bin öğrenci tarafından okunurken, bugün ise okul müdürlerinin iyi niyetine kalmış bir durum olduğunun altını çizdi. “Türkçe okunmuyor ve Bulgaristan Türkü öyle veya böyle Türklüğünü kaybediyor” diye acı gerçeğe vurgu yaptı.


Kırcaalili araştırmacı yazar Mehmet Alev, Bulgaristan Türklerinin Türkiye’ye Göçleri ve Bulgaristan Türklerinin Edebiyatına Yansıması” çalışmasının özetini tanıttı. Mehmet Alev konuşmasında,“Nihayet bu hayırlı günde bir araya toplanabildik. İnşallah, gelecekte önemli bir gün gibi kutlarız. Mademki karşı taraftan büyük tepkiler alıyoruz, demek ki biz varız. Bizim en büyük zaafımız kendi kendimizi ispatlayamamamızdır. Biz var mıyız, yok muyuz?!” Aramızdan milletvekilleri çıkıyor, partiler oluşuyor ve buna rağmen “Siz kimsiniz?” sorusu dolaşıyor ortalıkta” diyerek ilginç bir durumu göz önüne serdi. Devamında, “Bence göçler Türkiye’ye 1878’den beri başlamıyor. İlk Osmanlı yenilgisi 1680’li yıllarda Budin’de yaşanmış ve oradaki Türkler göç etmek zorunda kalmışlardır. Hiçbir göç gönüllü olmamıştır. Bizler 1989 yılı göçünü zorunlu diyoruz. Diğerleri gönüllü müymüş acaba? 1912, 1926, 1936, 1950-51 yıllarında hep büyük göçler olmuştur” dedi. Yazar, “Dalga Dalga Göç” adlı kitabında göç sırasında yaşadıklarını anlattığını paylaştı.


Araştırmacı, yazar, şair ve gazeteci Emel Balıkçı ise derya deniz olan Rodop Türkülerini ele alırken, bunun derin, kapsamlı ve ciddi bir çalışma konusu olduğunu belirtti. Emel Hanım incelediği türkülerin Orta Rodoplarda bulunan doğup büyüdüğü Stomanovo (Çelikli), Nova mahala (Yeni Mahalle), Fotinovo (Fotan), Borino (Karabulak), annesinin köyü Selça (Selçe), Grohotno (Grodna), Gövren (Gökviran) gibi Türk köylerine ait olduklarını vurguladı. Bu yerleşim yerlerine Kriçim (Kırçma) ve Peştere gibi kasabaların, Kuklen ve Ustina (Üstünel) gibi köylerin yansıdığını paylaştı. Bu yörede ortak paylaşım noktasının eski Türk dünyasına ait bayram türkülerinde olduğunu, bununla beraber her yerleşim yerinin kendi yaratmış, geliştirmiş folklor birimi olduğunu vurguladı. Emel Balıkçı, incelediği yörenin türkülerini bayram, aşk, gurbet, savaş, mizah ve Filibe şehrine adanmış türküler diye ayırdığını ifade ederek, her tür türkülerin ortaya çıkma sebeplerini açıkladı ve bir demet örnekler sundu. Emel Balıkçı, “Bugün zengin, otantik köy türkülerimiz unutulmaktadır. Onun için devlet çapında ekipler kurulup, araştırılmalıdır ve kitap halinde basılmalıdır” dedi. Okuduğu yazının “Türküler, Türbeler, Türkler” kitabında yer aldığını açıkladı. Ayrıca annesi Fatma Balıkçı Ocak’ın “Anamın Türküleri” kitabının yaklaşık 500 türkü içerdiğini ve “Anılar” kitabının da değerli folklor çalışması olduğu belirtildi. Emel Hanım, en son annesinin derlediği “Budin” türküsünü okudu.


En son arkeolog Ercan Çokbankir konuşma yaptı. Konuşmasında, “Osmanlı öncesi Balkan Türklüğü, kendimin de bir Rodoplu, Pomak olması dolayısıyla Pomaklar konusu çok ilgimi çekmişti. İlkokul yıllarımda 5 500 nüfusundaki İzmir Gaziemir, eski ismiyle Seyriköyde 1955-57’li yıllarda 3 500 kişi Tımraşlı, yani Tımraş Pomaklarından, yaklaşık 1500’ü Kavala mübadele göçmeni ve geriye kalan da çok az Boşnak ve Arnavut vardı” dedi. Konuşmacı, 1974 yılında yaşadığı bir olayın hayatında dönüm noktası olduğunu paylaştı. Arkeolog, “Datça’da bir kazı sırasında bir bayan arkeologla tanıştım. Ona dedemlerin Bulgaristan’dan 1912’de İzmir’e geldiklerini söyledim. “O zaman, siz Pomaksınız”, dedi. Hiç unutmuyorum, o bana, “Siz Pomaklar, Balkanların en eski, asli halkısınız” dedi ve Herodot tarihinde “adriyan” kelimesini incelememi tavsiye etti ve ben o zaman Rodopların güneyinde yaşayan 50-60 bin nüfusu araştırdım. Esas bu bölgenin kuzeyinde büyük bir Pomak kitlesi mevcuttur. Oradan Batıya geçtik, Kosova’ya, burada Goranlar, Goralılar da Pomak. Derken, Makedonya’ya geldik, burada yine Torbeşler, Türkbaşlar karşımıza çıktı” diye tarihi bir yolculuk yaptı. Pomak kelimesinin Osmanlı’nın gelmesiyle ortaya çıktığını, fakat Pomakların, yani daha önceki Türklerin çok önceden Rumeli topraklarını mesken ettiklerini belirtti Ercan Çokbankir. Ayrıca, Pomakların tarih sürecinde kimliğini bulamamış bir Balkan halkı olduğunu ifade etti. 1877 yıllında Hasan Ağanın oğlu Ahmet Tımırski tarafından Tımraş Pomak Cumhuriyetinin kurulduğunu ve bugün de hala Smolyan’da (Paşmaklı) onun varislerinin yaşadığını söyledi.


Ev sahibi konumundaki Müzekki Ahmet, tüm konuşmacılara ve Ankara Tekirdağ Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ferhat Akgül’e teşekkür belgesi sundu. Ardından kendi tarafından Ferhat Akgül de Müzekki Ahmet’e teşekkür ifadesi olarak bir onurluk takdim etti.

Resmiye MÜMÜN

Ziyaretci sayýsý: 2870

 

turksad.com

Türkülerimiz

BALKANLARDA NEVRUZ BAYRAMI

Gazi Kırca Ali Baba Efsanesi

Lozan antlaşmasının Bulgaristan Türkleri için geçerliliği

2011-2012 © Türk Kültür ve Sanat Derneði - Kýrcaali, All Rights Reserved. Web design